KIRKKİLİSE’DEN KIRKLARELİ’NE

  • 06 Mayıs 2014
  • 2.854 kez görüntülendi.

Balkanlardan gelen yağışın ülkemize girdiği şehir olan, Kırklareli; Trakya’da çok eski bir yerleşim yeridir. I.Murad zamanında Osmanlılar tarafından fethedilen şehrin adı,Bizanslılar döneminde Saranta Ecclesies’miş. Osmanlıların Kırkkilise olarak değiştirdiği bu ad Cumhuriyetin ilk yıllarında çıkarılan bir kanunla Kırklareli olmuş.

Kırklareli; Türkiye’nin Avrupa Kıtası’ndaki beş ilinden biridir. Tarih öncesi çağlardan beri iskan edilen önemli illerimizden olan Kırklareli’nde Neolitik çağdan itibaren (M:Ö 6000) her çağda yoğun olarak irısanların yaşaclığı, ele geçen belgelerden anlaşılmaktadır, Bölgede ilk zamanlar siyasi birlik kuramamış yerli Trak toplumları, daha sonraki dönemlerde birbirirıden bağımsız feodal beylikler veya şehir devletleri halinde varlıklarını sürdürmüşler, ancak kuzeyden İskit akınları, güneyden ise eski Yunan kültürel tazyiki hiç bir zaman eksilmemiştir. Bunların yanında, çok daha uzaklardan gelen Pers Kralı Darius (M:Ö 513) dahi bölgeyi bir süre hükümranlığı altında turabilmiştir MÖ 4. yüzyılda parçalanan Odrys devletinden sonra Makedonya Kralı 2. Filip Kırklareli de dahil tüm Trakya’yı istila etmiştir. Daha sonra bölgede Keltler, onun akabirıde de Roma egemenliği dikkat çekmektedir. MS 4 yüzyılda Ostrogotlar Trakya’yı istila etmiş, bu istila sırasında Kırklareli de önemli oranda tahribe maruz kalmıştır. Trakya MS 441-447 yıllarında bu kez Hunlar’ın istilasına uğramıştır. Bu istila sırasında Philipopolis (Filibe) ve Arkadiopolis (Lüleburgaz) başta olmak üzere, 70 şehir ve kasabanın tahribe uğradığı bilinmektedir.

Kırklareli Bizans dönemi boyunca da Balkanlardan inen tehlikelerin tehdidi altında kalmıştır. İmparator Birinci Justinianus (527-565) mevcut surları tekrar onartmış, Vize ve Kıyıköy surlarını ise inşa ettirme gereğini duymuştur. Bölge, daha sonra sırayla A var akınları, Peçenekler ve Haçlı istilalarına uğramıştır. Kırklareli Bizanshlardan Sultan 1. Murat Hüdavendigar zamanında, Demirtaş Paşa tarafından alınarak, Türk-Osmanlı yönetimine dahil edilmiştir. 1. Dünya Savaşı’ndan sonra, iki yıl süreyle Yunan işgali altında kalan Kırklareli, 10 Kasım 1922 tarihinde özgürlüğüne kavuşmuştur.

Istranca Ormanları

Istranca Ormanları

Kuzey ve kuzeydoğusunda Yıldız (Istranca) Dağları’na yaslanmış olan Kırklareli, ormanları, gölleri, Demirköy (Iğneada) ve Kıyıköy sahillerinin henüz yeni keşfedilmekte olan doğal güzellikleri yanında, çok sayıdaki kaleleri, höyükleri, tümülüsleri, dolmenleri, kaya manastırlan, camileri, hamamları, köprüleri ve daha pek çok kültürel değerleri ile doğa ve tarih cenneti bir bölgedir.

Kırklareli ülkemizin ormanları bol illerinden biridir. Yaban hayatı çok zengin olan Kırklareli, önemli av merkezlerindendir. Yıldız Dağları’nın yoğun ormanlarla kaplı yükseltileri büyük av hayvanlarının, ovalar ise kanatlı av hayvanlarının yaşama alanlarıdır. İlde kara avcılığı yanında, Karadeniz’de balık avcılığı da yapılmaktadır. Mevsimine göre her türlü balık avlanabilmektedir. Ayrıca, akarsu ve derelerde alta balıkçılığı da yapılmaktadır. En çok alabalık, miryana, sazan avlanmaktadır.

Kırklareli Balıkçılık

Kırklareli Balıkçılık

Bir hafta sonu etkinliği olarak planladığımız Kırklareli gezimiz şehrin otobüs terminalinde başlıyor. Şehrin, birincisi Eski çarşı Arasta’nın ve Belediye’nin bulunduğu Cumhuriyet Meydanı, diğeri ise Borsa Caddesi ile ulaştığırnız Hükümet meydanı olmak üzere iki meydanı bulunuyor. Cumhuriyet Meydanında Küçük Kapalı Çarşı anlamını taşıyan Tarihi Arasta çarşısı yer alıyor. Bu Bedesten 1383 yılında yapılmış olup aynı tarihte yapılan Tarihi Hızır Bey Camisi ve Hamamı ile bitişik durumda. Hızırbey Camisi’nin, meydana bakan kısmında yer alan 19. yüzyıl eseri çeşme de tarihi yapılar arasında sayılır. Hükümet binasının önündeki park içersinde dünya üzerinde atlı Atatürk heykeli ve meydanın ortasında bulunan Zübeyde Hanım büstü dikkatimizi çekiyor. Yine Hükümet Meydamn ortasında eski bir savaş uçağı sergilenmekte.

Tarihi Arasta Çarşısı

Tarihi Arasta Çarşısı

İstasyon Caddesi, Kırklareli’nin gezinti yeri olmaya devam ediyor. Güzel havalarda burada yürüyüşler yapıldığını öğreniyoruz. Araç trafiğine kapalı olması daha da güzel olmuş. Caddenin girişinde bir kadın ve çocuk heykeli ile asma bağı figürleri karşılıyor. Son yıllarda yapılan Kayalar ve Dereköy Barajları sayesinde verimli topraklar sulanarak bağ bahçelerin sayısı artmış. Üzüm Anıtı’nın karşısında, Kurtuluş Savaşı sonrası gerçekleşen göçleri sembolize eden bir rölyef bulunmaktadır. Kırklareli; Trakya’nın diğer şehirlerinde olduğu gibi Balkanlardan çok sayıda göç almış, yani Boşrıak, Arnavut, Pomak vb muhacir halklar çoğunlukta.

İstasyon Caddesi’nin sonundaki tarihi gar binası ve çevresindeki diğer eski binalar da görülmeye değer, onarılmış ve bakımlı durumda. Ama bu şirin hoşgörülü şehrimize artık tren seferleri yapılmamakta olduğunu öğreniyoruz. Ot bürümüş rayların üzerinde kısa bir gezinti bize hüzün veriyor. 1960- 1970 yıllarda tren seferleri yapılmaktaydı. Biz akraba ziyaretine bu trenlerle gelirdik. Tekirdağ’da oturduğumuz için, Muratlı’ya minibüs ile gelir, istanbul- Edirne trenine biner ve Alpuliu’da iner, oradan Kırklareli trenine binerdik, ancak bir günümüz yollarda geçerdi. Aslında karayolu ile Tekirdağ- Kırklareli 110 kilometre civarında olmalı, ama o zamanki şartlar öyle gerektiriyordu. Daha sonra, istasyon binasının yakınında bulunan Sabahattin Ali’nin parkını ve büstünü görüyoruz. 12 Ocak 1949 tarihinde Kırklareli’ne bağlı Dereköy’de orman içinde öldürülen Sebahattin Ali anısına bir park yapılması hem buruk bir acı, hem de bu tip olayların unutulmaması açısından anlamlı bir jesttir.

Kakava Şenlikleri

Kakava Şenlikleri

İstasyon binası ve çevresindeki küçük ek istasyon binaları Cumhuriyet öncesi yapılara iyi bir örnek olarak bakımlı ve atıl olarak durmaktalar. istasyon caddesi turumuzu tamamlayıp eski yıllarda tahıl ticaretinin merkezi durumundaki Borsa binasının yanından geçiyoruz. Yol üzerinde otobüs terrninaline yakın bir alanda bizi Karagöz ve Peynir şehri heykelleri karşılıyor. Hayvancılığın geliştiği şehrin kırsal kesiminde süt üretim çok olduğundan peynir yapımı bir hayli fazla olması peynirciliğin gelişmesine neden olmuş. Bu durumu tasvir için peynir anıtı yapılmış, bir kadın ve kova ile süt taşıması konu edilmiş. Karagöz heykelinin yapılmasının sebebi ise; Her yıl 6-7 Mayıs tarihlerinde Kırklareli yakınlarındaki Şeytan Deresi’nde yapılan Hıdrellez şenliklerinin adının Karagöz Kültür Sanat ve Kakava Festivali olarak düzenlenmesidir. Baharın gelişinin kutlandığı Kakava Festivali’nde ateş yakılarak üzerinden adama, şeytan deresine ayakları sokup serinleme, piknik vb etkinlikler yapılmaktadır.

Dupnisa Mağarası

Dupnisa Mağarası

Kırklareli Yanık Kışla Caddesi’nde bulunan Kırk Şehitler Anıtı, Sultan Birinci Murat zamanında, Demirtaş Paşa tarafından 1362’de, Kırklareli’nin Osmanlılar tarafından ele geçirilmesi sırasında şehit düşen kırk akıncı adına yapılmış. Bir dergah arsası üzerine 1955 yılında yapımına başlanan ve 1972 yılında tamamlanan arut 18 mermer sütunun iki sıra halinde çevirdiği yüksek bir podyum üzerindeki dikdörtgen alan içerisindedir. Bu alanın üzerini örten mermer taş üzerine şehitleriri isimleri yazılmıştır. Buradaki dergah alarunda bulunan eski mezarlar da korunmuştur.

Longoz Ormanları

Longoz Ormanları

Kırklareli’nin yakın çevresinde görülmesi gereken yerlerin başında Dupnisa Mağarası ve İğneada Longoz Ormanları gelir. Trakya’da turizme açılmış tek mağara olan Dupnisa, Dereköy ilçesinin Sarpdere köyü yakınında bulunur. Toplam uzunluğu 2700 metredir. birbirine bağlı iki kat ve üç mağaradan oluşan bir mağaralar sistemidir. En altta, uzunluğu 1980 metre olan ve içinde yaz ve kış sürekli akışa sahip bir yeraltı deresi bulunan ana galeri yer alır. Eski ve oluşum halindeki damlataşlarla kaplı olan ve derinliği yer yer üç metreyi bulan göllerin muhteşem bir görüntüsü vardır. Dupnisa’nırı 450 metrelik bölümü 2003 yılında turizme açılmıştır. Bir tabiat harikası olarak haklı bir üne sahip olan İğneada-Longoz Ormanları Milli Parkı, son zamanlarda burada yapılması düşünülen nükleer enerji santrali nedeniyle yöre halkıyla birlikte çevreye duyarlı kamuoyunun da gündemindedir …

Turhan DEMİRBAŞ

(Gezgin Gözüüyle Türkiye)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
domain