SULTANLAR ŞEHRİ BURSA

  • 04 Mayıs 2014
  • 2.325 kez görüntülendi.

Nasıl Gidilir?

İstanbul’a 225 km. uzaklıkta olan Bursa’ya Eskihisar’dan veya Pendik’ten Yalova’ya feribotla geldikten sonra karayolundan kolayca ulaşılabilir.

Osmanlı Devleti tarafından fethedilmeden önce Bursa, bugünkü hisar içinde bulunuyordu. Şehir, 1326 yılından itibaren genişlemiştir. Osmanlı Devleti sultanlarının ilk altısının mezarları Bursa’daki türbelerdedir. Osmanlı Devleti’nin kuruluş yılları başkenti olan şehrin hemen her köşesi,  camiler, türbeler, medreseler, külliyeler ve çarşılarla doludur.

Gezilecek Yerler

Ulu Camii.

Yeşil Camii

Yeşil Türbe

Muradiye Külliyesi

 Ulu Camii

Ulu Camii, 1396-1400 yılları arasında Sultan Yıldırım Bayezid döneminde inşa edilmiştir. Kapalı namaz kılma alanı yirmi kubbe ile örtülü olan alçak tavanlı Ulu Camii, 5.000 m2 büyüklüğündedir ve çok sütunludur.

Ulu cami

Ulu Cami’nin minberi en ilginç noktasıdır. Minber, 1402 yılına tarihlenir. Kuran’daki ayet sayısını da simgeleyen 6666 parça abanoz ağacı parçasından yapılmış olan minber, gerçek bir başyapıttır. Minber, ağaçların zamanla çalışıp bozulmamaları için küçük tahta parçalarının geometrik bezemeler meydana getirecek şekilde yan yana yapıştırılmalarıyla ortaya çıkarılan kündekâri sistemiyle imal edilmiştir. Minberin, iki yanında işlenmiş Güneş ve Galaksi sistemlerindeki gezegenlerin büyüklük oranları ve yörüngeleri gerçek oranlarda canlandırılmıştır. Bu dönem sanatçılarının en önemli şifresi, böylesi süslemelerde eğer simetri yoksa mutlaka mesaj olduğudur.

Minberin, mihraba bakan yüzünde Güneş Sistemi ve dokuz gezegen görülür. Bu olağanüstü çalışmada güneşe uzaklıkları doğru hesaplanmış gezegenlerin en önemli özellikleri de gösterilmiştir. Minberin diğer yüzünde de yedi adet galaksi formatı, beş farklı renkteki sedef kakmalarla canlandırılmıştır.

Minberin her iki yüzündeki üçlü ve on ikili dolap kapakları, Türk boylarını simgeler. Minberin giriş kapısının üzerinde de altın yaldızla, “Yıldırım Bayezid Han tarafından yaptırılmıştır” yazısı vardır.

 Yeşil Camii

1402 yılındaki Ankara Savaşı’nda Yıldırım Bayezid, Timur’a yenilince, Bayezid’in çocukları arasında başlayan taht kavgalarıyla Osmanlı Devleti sıkıntılı bir döneme girer. Osmanlı Tarihi’nde “Fetret Devri” olarak adlandırılan bu dönem Çelebi Sultan Mehmet’in, kardeşlerini yenerek tahta çıkmasıyla sona erecektir.

Bursa’da Yeşil semtine ismini veren külliye, 1419 yılında Çelebi Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Cami, medrese, türbe, hamam ve imaretten oluşan Yeşil Külliye, Osmanlı İmparatorluğu’nun yeniden dirilişinin simgesidir.

Ters T planlı camilerden olan Yeşil Camii, Ortaçağ’ın Doğu’daki en güzel eserleri arasında sayılır. Caminin inşaatında Bizans döneminden kalan malzemeler de kullanılmıştır. Caminin girişindeki Taçkapı, Türk taş oymacılığının en güzel örneklerindendir. Caminin duvarları, 3 m yüksekliğinde açık ve koyu tonlardaki mavi ve yeşil renkli çinilerle kaplıdır. Çini işçiliğinin en mükemmel noktası da 10,65 m. yüksekliğindeki mihrapta kullanılan çinilerdir. Mihraptaki çinilerin dışını da, kufi ve sülüs karışımı bir yazı çevreler.

İki kubbenin birleştiği yerde 1 m eninde, saf altından bir işleme vardır. Bu işlemenin altından olmasının nedeni ise, eğer bir gün tamirat gerekir de ekonomik nedenlerden yapılamazsa bu altının bozdurularak gereken kaynağın sağlanmasıdır. Çok nadir olarak görülen bir başka detay da caminin içindeki şadırvandır.

Yeşil Türbe:

1421 yılında Mimar Hacı İvaz Paşa tarafından yapılmıştır. Yeşil Türbe, Osmanlı Mimarisi’nde tüm duvarları çiniyle kaplı tek türbedir. Türbenin dış duvarları da çiniyle kaplıdır ve İznik çinileriyle kaplı mihrabı da muhteşem bir sanat eseridir. Yeşil Türbe, Bursa’nın sembolü olarak kabul edilir. İlginç olan bir nokta da Çelebi Sultan Mehmet’in türbenin tamamlanmasından kırk gün sonra ölmüş olmasıdır. Yeşil Türbe’de, Çelebi Sultan Mehmet ile üç oğluna, üç kızına ve dadısına ait toplam sekiz sanduka vardır.

BURSA YEŞİL CAMİ

Yeşil Cami’nin yanında bulunan medrese halen Bursa Türk İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Muradiye:

Muradiye Külliyesi, Bursa’da Osmanlı Sultanları tarafından yaptırılan son külliyedir. Sultan 2. Murat tarafından 1425-1426 yılları arasında inşa ettirilmiştir.  Cami, medrese, hamam, hastane olarak yaptırılan Muradiye Külliyesi’ne sonradan şehzade türbeleri eklenmiş. Sultan 2. Murat ve Şehzade Cem Sultan’ın türbeleri de buradadır.

2. Murat Camii, zaviyeli camiler grubuna girer. Caminin dış cephesinin ince taş ve tuğla işçiliğinin güzelliğini renkli sırlı tuğlalar ve çiniler tamamlar. Kapılarda da çok güzel bir ahşap işçiliği vardır.

 Ağız Tadı:

İskender Kebap.

İSKENDER

Kestane Şekeri.

tPrint_KestaneSekeri_DnDSI

 Mutlaka:

MARIGOLD OTEL – 1. Murat Cad. No. 47 Çekirge –  Tel. 0 224 234 60 20 www.marigold.com.tr

Muhteşem bir kaplıca tatili geçirmek isterseniz aklınızda bulunsun.

İLGİNÇ:

 Ulu Camii’in Kubbesi:

Ulu Camii’nin ana kubbesinin altında 18 köşeli bir şadırvan vardır. Bu şadırvanın hikâyesi gerçek bir hukuk dersi niteliğindedir. Sultan Yıldırım Bayezid döneminde caminin inşaat hazırlıkları sırasında arsalar satın alınırken sona kalan arsanın sahibi olan yaşlı bir Hıristiyan kadın arsasını satmaya razı olmaz. Bu arsa da caminin tam ortasına denk geldiğinden inşaattan vazgeçilir. Birkaç yıl sonra da mirasçısı olmayan yaşlı kadın ölünce arsası devlete kalır. Ancak Bursa Kadısı, kadının Hıristiyan olduğunu ve arsasının devlete kalmış bile olsa Hıristiyan kadının arzusu aksine kullanılamayacağına karar verir. Bu durumda da üzerinde namaz kılmanın doğru olmayacağından bu alanda şadırvan yapılır.

Bursa İpeği:

Söylenceye göre Bursa’ya ipek ilk olarak Çin’den Bizanslı keşişlerin bastonlarında gelmiş. Özel yapım bastonların içinde saklanmış kozalar ve ipek böcekleri, Bursa’nın dut ağaçlarında büyümüştür. Elde edilen ipeklerle de Bursa dünyanın ipek üretim merkezlerinden birine dönüşmüş. Ne yazık ki Bursa’da ipek üreticiliği artık birkaç dağ köyünde yaşatılmaya çalışılıyor.

BURSA’NIN YAKIN ÇEVRESİ:

 Gölyazı-Ulubatlar Gölü:

Nasıl Gidilir?

Gölyazı köyü, Bursa-Balıkesir yolunda, Bursa’ya 34 km uzaklıktadır. Sapaktan sonra 2 km daha giderek Gölyazı’ya ulaşabilirsiniz.

Gölyazı, Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlıdır. Uluabat Gölü üzerinde bulunan Gölyazı’nın anakarayla bağlantısını bir köprü sağlar. Gölyazı insanlarının önemli bölümü hayatlarını balıkçılıkla kazanmaktadır. Türkiye’nin 10. büyük gölü olan Uluabat, tektonik kökenli sığ bir tatlı su gölüdür. Son yıllarda kirlenmeye bağlı olarak balık çeşitliliği ve verimi düşmüş olsa da, gölde sazan, yayın, kefal, turna, yılan balığı ve feki denilen küçük bir balık türü tutulabilmektedir.

AĞLAYAN ÇINAR

Uluabat Gölü, dünyada yalnızca 38 üyesi bulunan “Yaşayan Göller”den bir tanesidir. Anadolu’nun en bereketli sulak alanlarından biri olan göl çevresi aynı zamanda önemli bir kuş barınağıdır.

Antik Çağ’da bölgenin koruyucu tanrısı Apollon ve Uluabat’ın ismi de Apolloniatis’di. Gölyazı’da bulunmuş MÖ 4. yy.a tarihlenen sikkelerin ön yüzlerinde Apollon, arka yüzlerinde ise gemi çapası, A harfi ve kerevit kabartmaları vardır. Maalesef aşırı avlanma ve kirlenme nedeniyle bir zamanlar sikkelerde bile şehri simgeleyen ve göl halkına geçim olanağı sağlayan kerevit artık neredeyse kalmamıştır. Beldenin adı zamanın içinde Apolyont’a dönüşmüştür ve halk arasında hâlâ bu isim kullanılmaktadır. Gölyazı içinde yer yer antik Apollonia’dan kalan sur kalıntıları görülebilmektedir.

Gölyazı’yı anakaraya bağlayan köprüden geçer geçmez karşınıza 400 yaşında olduğu tahmin edilen ulu bir çınar ağacı çıkar. “Ağlayan Çınar” olarak bilinen bu ağaç beldenin simgesidir.

Göl çevresindeki Ayvaköy’deki Ayvaini Mağarası bir diğer doğa harikasıdır. Dorak Köyü’nden Uluabat Gölü’nün doyumsuz bir manzarası vardır.

Ağız Tadı:

Gölyazı köyünde balık ekmek yemeyi unutmayın.

Cumalıkızık:

 Nasıl Gidilir?

Cumalıkızık, Bursa-Ankara yolu üzerinde şehir merkezine 10 km uzaklıktadır. Unesco Dünya Kültür Mirası aday listesindeki Cumalıkızık, Osmanlı sivil mimarisinin en iyi korunmuş örneklerinden biridir.

CUMALIKIZIK

Cumalıkızık, Uludağ eteklerindeki yedi Kızık köyünden biridir. Söylenceye göre, Tokat Bölgesi’nde yaşayan Oğuz boylarından Kızıklar, Ertuğrul Gazi’den Karakeçili aşiretinin hâkim olduğu bölgeye yerleşmek için izin ister. Karakeçililer kabul etmese de Ertuğrul Gazi, Kızıklara Uludağ eteklerinde yer gösterir. Bununla da yetinmeyerek Kızık Beyi’nin yedi oğlu ile Karakeçililerin yedi kızını evlendirir. Bu çocuklardan Cuma Ali Bey’in köyü Cumalıkızık, Fethi Bey’in köyü Fethiyekızık veya Fidyekızık, Hamlı Bey’in köyü Hamamlıkızık, Dal Bey’in Dalkızık, Bayındır Bey’in köyü Bayındırkızık olur. Derekızık ve Değirmenkızık köylerini kimlerin kurduğu ise bilinmiyor.

Cumalıkızık, kesme taşlarla döşeli daracık sokaklarıyla, rengârenk ve cumbalı kerpiç evleriyle âdeta zamanın donduğu bir köydür. Köyün evleri birbirlerine yakın olsalar bile pencereleri birbirlerine bakmaz. Genelde sade bir mimariye sahip evlerin bazılarında işlemeli tokmaklar görülür. Yassı taş döşemeli sokakların meyli ortaya verilerek yağmur sularının akıp gitmesi sağlanmıştır. 700 yıllık bir tarihi yaşatan Cumalıkızık’taki 270 civarı evin 150 tanesinde yaşam sürüyor. Köyün girişindeki anıt çınar ağaçları sanki geçmiş günlerin mesajcısıdırlar.

Cumalıkızık’tan 4-5 saatlik yürüyüşlerle Uludağ’ın oteller bölgesine kadar yürünebildiği söyleniyor.

Ağız Tadı:

Cumalıkızık’ta her yıl 10-20 Haziran günlerinde ahududunun meyve verme durumuna göre “Ahududu Şenliği” düzenleniyor. Cumalıkızık’ın sembolü olan ahududu, Mayıs ayında olgunlaşmaya başlar ve Temmuz ayı sonuna kadar toplanabilir. Köydeki tezgâhlardan ahududu suyu ve reçeli satın alabilirsiniz.

cumalikizikta-ahududu-festivali-coskusu-IHA-20130622AW000493-5-t

Trilye:

Nasıl Gidilir?

Bursa’dan İzmir yoluna çıkınca Mudanya ile birlikte Trilye işaretlerini de kolayca göreceksiniz.

Trilye isminin, MS 376 yılındaki İznik Konsili’nde aforoz edilen üç papazdan geldiği kabul edilmektedir. (Tri / Üç, İlya / Papaz) Osmanlı Devleti’nin ilk yıllarında ağırlıklı olarak Rumların yaşadığı Trilye’ye Sultan 2. Bayezid döneminde İstanbul’dan otuz Türk ailesi taşınmış. Türklerle Rumlar beş yüz yıl boyunca uyum içinde yaşamışlar. 1923 yılındaki mübadelede bölgeye Selanik ve Girit’den gelen Türkler yerleştirilmiş. Trilye’de Rumlardan kalan 7 kilise ve 3 manastır bulunuyor. Fatih Camii bu kiliselerden dönüştürülmüş bir camidir.

Trilye Evleri zamana direnmeyi sürdürüyor. Ancak duvarlarına ilk defa resim yapılmış kilise olarak kabul edilen Kemerli Kilise pekiyi durumda değildir. 1963 yılında Trilye’nin ismi Zeytinbağ olarak değiştirilmiştir.

 Bülent DEMİRDURAK

Türkiye Hakkında Çok Şey

                

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
domain