SAMSUN VE AMİSOS ANTİK KENTİ

  • 20 Kasım 2013
  • 3.171 kez görüntülendi.

İnsanoğlu gibidir sehirler, doğar, büyür, parlak bir çağ yaşar ve zamanın olgunluğuyla belleklerdeki yerini alır. Milattan ne kadar zaman önce kurulmuş bir şehirdir Samsun onu tarihçilere bıraktım daha küçük bir çocukken. Uyandığımda pencereden gördüğüm, görüntüsüne göre çocuk ruhumu şekillendirdiğim Karadeniz’ dir ilk maviye aşkım.

 

Havanın ne kadar yağmurlu ya da sıcak olduğunu umursamazdım. Çünkü umurumda olan tek şey gezmekti, keşfetmekti. Her gün aynı yerden geçse de insan yeni şeyler keşfedebilirmiş ya  bende yabancılar çarşısın da akşam çıkılan Çiftlik turlarında( meşhur caddesi Samsun’un ) her gün yeni  şeyler keşfederdim. Fuarlar vardır ya büyük şehirleri daha büyük yapan şimdi yerini alışveriş merkezlerine bıraksa da unutulmaz.Samsun’un da vardı en havalısından. Lunaparktadır ilk adrenalin maceram. Yeryüzünde ki en çılgın iştir dönme dolabın tepesinden Samsun’un ışıklarına bakmak. Çığlıklarla şarkı söylemektir en büyük korkuların üstesinden gelmenin yolu. Tüm heyecanlar dindiğinde yanındaki büyüklerin sana bitiremediğin kadar büyük mısır alması, yala yala bitmez dondurmalardır, şeker komasına girmeden yediğin bezelerdir hayatın en zevkli zamanları…

Şehirlerin de bin bir ruhu vardır hani ruhlarımıza farklı sırlar fısıldayan. Samsun bana büyüdüğünü, tarihi omuzlarında taşıdığını, ışıldadığını, yenilendiğini, yorulduğunu fısıldadı en son. Dağa taşa baktığında büyümenin yanı sıra artan nüfus yormuş koca şehri. Artık evler kaplamış her yeri, denizi görmek pencereden lüks olmuş. Zümrüt  yeşili kaybolmuş onunda her büyük şehir gibi. Ama artık daha güçlü ve  söz sahibi şehirler arasında. Hastası olan, alışverişi olan ona koşar olmuş.

 

Samsun’ u gezmeye nerden başlamalı derseniz. Kendimce anlatayım. Kuyruğu yere değmese atıyla Atatürk heykeli dünyanın sayılı sanat eserlerinden olan Cumhuriyet parkında oturmalı ve başlamalısın Kurtuluş Savaşı’nda bu şehrin yaşadığı coşkuyu düşünerek gezine. Koşturan insanlara bakıp tarih yazıldı  bir vapurla bu şehirde demelisin Bandırma! Onu görmelisin sonra sahilde, coşkulu bir fotoğraf çektirmelisin eşe dosta göstermek için, Ordaydım bende. Yıllar sonra ordaydım. Ben de bu coşkuya bu ruha ortak oldum diyebilmek için. Sonra yürümelisin o güzelim sahil kenarında ki parkta ve son yıllarda daha düzenli hale gelen yabancılar çarşısını gezmelisin. İhtiyaçtan, zevkten, hevesten ya da birine hediye olsun diye bir şeyler almalısın. Yoruldu mu dinlenmelisin, huzurlu olmalısın.

 

Samsun sana gel keşfet beni derken nasıl tembellik yaparsın ki duramazsın. Binmelisin tramvaya ve gitmelisin Atakum taraflarına. İçmek için kendince eğlenmek için  gezmek için düşünmek için ne için istersen. Amisos tepesini görmelisin yol üstünde. Durmalısın, gezmelisin, keşfetmelisin. Tepe kim bilir kimlere nelere şahitlik etmiş kendine saklayadursun, sende bir sır bırakmalısın o tepede. Manzaraya karşı canın ne isterse yemeli, içmeli, paylaşmalısın. Teleferiğe atlayıp deniz kenarına inmelisin.

 

Yürürken yürürken rastlamalısın Amazon köyüne… Sormalısın ne işi var bu kadınların burada diye. Öğrenmelisin onlarında Samsun’un havasında solumuşluğu, güneşinde  yanmışlığı olduğunu. Bu şehirde bir hayat sürdüklerini ve yıllar sonra onları anlatabilmek için kurulduğunu bu köyün. Yaşamlarının ayrıntılarına girdiğinde bir kadın olarak gurur duymalısın, bir erkek olarak hayran olmalısın. Batıparkta ki o büyük Amazon heykelinin önünde, büyük aslan heykelleriyle de birer hatıran olmalı.

Samsun’ a, değişime, gelişime, güzelliğe hayran olarak yürüyüp gitmelisin o uzun sahilde. Değer bilmeyen, saygı göstermeyen, çevreyi kirleten insanlara kızarak ama bir gün bilinçleneceklerine inanarak bir şehri bir ruhu güzel bir geziyi arkanda bırakarak düşmelisin yeniden yollara…

 

 

 

 

 

 

Seda Yılmaz BÜYÜKCİĞER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
domain