TEMATİK SEYAHAT

  • 03 Aralık 2013
  • 2.841 kez görüntülendi.

İnsan elinden çıkan iki büyük felaket olan iki dünya savaşı arasında sanatsal ve entellektüel dünyaya hakim olan çıkış yolu manifestolarından bir tanesi de Blavatsky ve Oclott un temel attığı Teozofi oluşumudur. Eski Hint destanlarına, Upanishad lara, Vedanta lara ve Budizme dayanan eklektik bir teoloji felsefesidir. Bu felsefe, modernist materyalizmden sıyrılmanın yolunu manevi zenginlik ve ruhsal bilinçlendirmeyi öne sürdü.  Blavatsky’nin yazıları Kandinsky başta olmak üzere, Malevich, Mondrian ve Kupka gibi sanatçıların çalışmaları ile gelişmiştir.

Teozofi nin sanata ve kendi dönemine bakış açısı, Kandinsky nin Über Das Geistege in der Kunst kitabından aldığımız şu ifadeyle cisimleşmiştir ‘’Sanatın yüce bir savunucusunun olmadığı, gerçek ruhsal gıdanın eksik olduğu bu dönemler, ruhsal dünyada yozlaşma dönemleridir’’

Teozofi yayınlandığından bu yana neredeyse bir asır geçmesine rağmen, Kandinsky nin ortaya koyduğu umutsuz tablo çok da değişmiş gözükmemekte ne yazık ki. Büyük dünya savaşlarının yerini daha bölgesel savaşlar ve ekonomik kontrol hareketleri devralmış durumda. Dünyanın imkanlara sahip olabilen en geniş sınıfı olan geleneksel orta sınıf, materyal ve tüketim objelerini hayatlarının odağında batıcı ve materyal odaklı bir yaşam sürdürüyor. Hatta son dönemde, tüm bunları önlemeye çalışan inançlar ve felsefeler dahi satılabilen birer tüketim metası haline gelmekteler. İnsanlık adlında bu büyük çıkmazın içerisinde çok da fazla olmayan bir kesimle çırpınmaya devam ediyor. Gelişme denen şey, parasal maddi değerlere dönüştürülebilir ölçüde tasarlanan kültür ürünleri ile ölçülüyor. Örneğin bir şehirde homofobi, kadını aşağılama gibi manevi ayrımcılık olması, uzun binalar, avm ve eğlence merkezleri, temiz caddeler söz konusu olduğunda çok daha geri planda kalabiliyor. İnsanların başarıları, toplumdaki yerleri, ortaya koyduklarıyla veya düşünceleriyle değil zenginlikleriyle ölçülüyor. Daha da kötüsü tüm bu genel tablo daha da kötüye gidiyor gibi… Tüm bu tüketim ve maddi meta odaklı topluma rağmen teozofi nin savunduğu manevi yükselişi canlandırabilecek araçlar elimizde mevcut.

Kandinsky nin sanat aracılığıyla değiştirmeye çalıştığı bu genel tabloyu bireyler bazında değiştirmek için son yıllarda en az sanat kadar etkili olan bir araç daha var. Maddi şeylere olan düşkünlüğü, bağımlılığı azaltıp, maneviyatın artmasını sağlayan, zihinsel gelişimi destekleyen bir araç. Bu araç seyahatin ta kendisi. Yıllardır, küresel kapitalizmden etkilenmek şöyle dursun, onun içinden çıkan ancak onu desteklemek için olduğu gibi ona karşı da kullanılabilecek bir araç bu. Aslında bu yeni bir araç değil bu yolda. 68 kuşağının gençliğini hatırlayalım. Sadece politik alandaki iktidar değil, üniversiteler dahil iktidarın her türlü alanına ve dünyacaki egemen unsurlara karşı meydana çıkan gençlik hareketleri, tüm dünyada sınırların kaldırılmasını, kitlesel silahların yokedilmesini, savaşların yerine sevginin gücünü göstermeye çalışırken seyahati yeni gençlik yaşam tarzının en önemli motiflerinden bir tanesi haline getirmişlerdi. Doğu ya, batının dışladığı ve ötekileştirdiği kültürlere toplu seyahatler ve modernitenin ortaya koyduğu doğruların bu seyahatlerde erimesini sağlamaktı amaç. Hindu inançlarını, doğu kıyafetlerini, göçebe yaşam tarzını benimsemiş bu kitlenin küllerinden post-modernitenin büyük şehir tarzları beslendi. 

Bu küllerden yeni bir seyahat kültürü doğdu. İsmine Tematik Seyahatler veya Zihinsel Seyahatler de denilen bu kültür, turizm dünyası tarafından bir kategoriye yerleştirilmeye çalışıladursun, dünya çapında pek çok gezgine yeni ufuk olarak açılıyor.

Tematik Seyahatlerin en önemli temeli, fiziksel olarak yapılan seyahatten belki çok daha uzun süren zihinsel hazırlık ve altyapı çalışmalarının olması. Yani seyahatiniz, konu ile ilgili yere seyahat etmenizden çok daha uzun süre önce başlıyor. Tematik Seyahat Kulüpleri veya konu ile ilgili kulüplerde eğitim almaya başlıyorsunuz. Örneğin konu İndu Sufizmi ise, Guru dan alınacak dersler veya okumalar ile başlıyorsunuz. Aylık veya haftalık seanslara katılıyor, meditasyonlara başlıyor, konu ile ilgili halihazırda eğitimli hale geliyorsunuz. Sonrasında sizinle ortak olarak konuyla uğraşan diğerleriyle buluşmalar gerçekleşiyor. Ortak etkinlikler ve planlamalar sonrasında birlikte bir seyahat programı çıkartılıyor ortaya. Tahmin edileceği üzere örneğin konu Budizm ise, Gautama nın bizzat kendi seyahat rotası üzerinde ilerliyebiliyorsunuz. Tematik seyahatlerin “tema üzerine kurulu etkinlikler” bazlı olduğunu unutmamak gerekli. Kitle turistleri gibi, “burası da Buddha nın altında Nirvanaya erdiği ağaç” deyip, oradaki hediyelik eşya pazarından Buddha heykelciliği alıp, damak tadına uygun bir Hint restaurantında yemekleri hüpletmek kesinlikle değil. Tersine olabildiğince az tüketimin yapıldığı, meditatif yanı yüksek, öğretici, geliştirici bir seyahat gerçekleşmesi. Tematik Seyahatlerin en can alıcı yanı da bir kere başlayan bu seyahatin, tek bir sefer, belirli bir periyod içinde tamamlanmak yerine çoklukla ömür boyu sürecek bir seyahat olarak çok kalıcı olabilmesi. Bir diğer yanı da programların uzman veya endüstri tarafından arz edilmekten çok, konuyla ilgili bilinçlenen katılımcılar tarafından talep edilerek oluşturulması.

Hayal gücü ve yaratıcılık geliştikçe Tematik Seyahatler de zenginlik ve çeşitlilik kazanıyorlar. Mevlana nın izinden Şam’dan Konya’ ya yağılacak ruhani bazlı yolculuklardan tutun da, sanat ve zanaatı birleştiren festivallerde katılacağınız workshoplar, ilgilendiğiniz Latin Amerika danslarının ruhunu yerinde aramaktan, Che Guevera nın motor yolculuğunu onu anlamak yolunda tekrar gerçekleştirmeye kadar çok farklı alternatifler yaratıcılarını bekliyor. Şu an Türkiye’ de bunlara yakın programları saymassak bildiğim kadarıyla bir Tematik Seyahat Kulübü bulunmuyor. Dünyada pek çok örneği hızla oluşturuluyor. Bu konudaki gelişmeleri başka bir yazı ile aktarmayı düşünüyorum sizlere.

Bu yazımızı ise Kandinsky’yi bir adım öteye taşıyarak bitiriyoruz: Gerçek ruhsal gıdayı alabilmemiz için sanat kadar etkili olabilecek ve bizzat katılımımızı sağlayabilecek bir diğer yöntem de seyahattir. Ruhunuzu seyahat ile besleyin!

 NEREDEYİZ BİZ

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Erkut O. dedi ki:

    Tematikten, çok daha farklı alternatif seyahat şeklilleri anlaşılıyor sanırım diğer kullandığınız zihinsel seyahat tanımlaması daha doğru.
    Değişik bir tarz ve ilgi çekici bir yazı. Kolaylıklar diliyorum..

    1. emine dedi ki:

      İlgi ve alakanız için esas biz teşekkür ederiz Erkut O.

BİR YORUM YAZ
domain